12 Temmuz 2015 Pazar

YASEMİN GERALD VE RİONNA OSWALD RÖPORTAJI





YASEMİN GERALD VE RİONNA OSWALD RÖPORTAJI

Çiçek Kızlar’ımızın naif kadını, Yasemin’i yalnız yakaladım! Ve şimdi o çok meşhur ve etkileyici sorularım ile merakımıza ışık tutalım ;)

MRS. OSWALD : Çiçek Kızlar’ın diğer yarısı. Hoş geldin ;)
YASEMİN : Ne hoş bir karşılama bu böyle, hoş bulduk.

MRS. OSWALD : En baştan başlayalım. İlk evliliğin ve ailenin isteği üzerine yapmış olman. Kocanı hiç sevmiş miydin? Ne kadar pişman olursan ol yine de buna değdi dedin mi?
YASEMİN : Ailemin zorlaması istemediğim bir evliliğe sürüklenmemi sağlayacaktı ve ben de kendi ipimi kendim çekerim diye düşünerek eski eşime gitmiştim. Onu sevdim mi? Hayır. Ama buna değdi mi diye sorunca kendime, değdiğini düşünüyorum. Çünkü ben o darbeyi, o tecrübeyi yaşamasam gözüm açılır mıydı bilmiyorum. Eski evliliğime kişi olarak değil, hayatımda bir zamanlar yer alan kaldırım taşı olarak bakıyorum. Yolu ilerletmek için taşlarınız olmak zorunda…

MRS. OSWALD:  Erken ve zoraki evlilikler hakkında ne diyeceksin?
YASEMİN : Erken ve geç olarak ayırmak istemiyorum aslında ama erken evliliğinin sıkıntıları büyük oluyor. Olgunlaşmamış bir beyin, nasıl olurda iki kişilik düşünebilir. O sebeple erken evliliğinin kişileri yarı yolda bırakan bir girişim olduğunu düşünüyorum. Ama geç evlense de olgunlaşmamış olan beyinler de bu yarı yolda bırakma işini gayet hakkıyla yerine getirebiliyor.
Ancak zoraki evlilik dersek işin rengi değişiyor. Erken evlilik ne olursa olsun tercihtir ama zoraki evlilik geç bile yapılsa işkencedir hem fiziksel hem ruhsal…


MRS. OSWALD :  Nergiz’in cesareti ve kararlılığı, onun yaşadıklarından sonra aldığı karar hayatınızın değişmesine neden oldu. Nergiz olmasaydı yapabilecek miydin?
YASEMİN : Nergiz olmasaydı yapamazdım. Çünkü ben hep yanımda birinin olmasına ihtiyaç duyuyorum. Koruyacağım biri hep olmalı, sığınacağım biri hep olmalı, annelik yapacağım biri hep olmalı. Bu tek başıma ayakta duramayacağım anlamına gelmesin ama ben kolay kolay bencil olamam. Haksızlık yapamam.
Mesela o gün eski eşimin karşısına Nergiz olmasa çıkamayabilirdim. Ne olursa olsun kırmaktan, bir üzüntünün sebebi olmaktan korkarım. Kendim kırılırım, kırmamak için direnirim.


MRS. OSWALD:  Hadi bana Nergiz’i anlat?
YASEMİN : Nasıl anlatayım ki? Nergiz asla düşman edinmek istemeyeceğiniz bir kişiliktir. Hele onun sevdiğine zarar verdiyseniz bence kaçın. Bu bir zamanlar beni zor durumda bırakıyordu.
Nergiz sırtınızı korkusuzca dayayacağınız bir kadın. O benim minik annem. Huysuz edepsiz, cazgır ama olsun… Birbirimizi tamamlıyoruz böylece.

MRS. OSWALD :  Nergiz’in başına gelenler onun aşka inancını kaybettirdi. Onun yaşadıkları hakkında ne düşünüyorsun?
YASEMİN : Nergiz’in başına gelenler hakkında konuşmak istemiyorum. Onunla sohbet ettiğinizde sorarsınız, gerektiği kadarını anlatır.

MRS. OSWALD :  Tecavüz desem?
YASEMİN : Çok fazla konuşmak istemediğim bir konu. Tek söyleyebileceğim, hayvanlık olarak adlandıranlara bile karşıyım. Hayvanlık bu değil. Vahşet ve canilik…

MRS. OSWALD :  Aileniz kararlarınızda yanınızda olmasaydı ne yapardın?
YASEMİN : Zaten çok yanımda oldukarını söyleyemem ama beni kararlılığımı görünce teslim oldular. Yani pek bir şey değişmezdi. Ben yine yoluma bakardım Nergiz’le.

MRS. OSWALD : Nergiz ve seni kıyaslasak? Aşk hakkındaki düşüncelerinizi kıyaslasak?
YASEMİN : Ben aşka tamamen teslim olabiliyordum. Benim zaaflarımı ve hassas yönlerimi göstermekten yana korkum yok. Nergiz’in tam tersi durum söz konusu. Nergiz zayıf yanlarını göstermekten nefret eder ve bizi en çok aşk zayıf bırakır, güçlendirdiği kadar. Erkan’dan başka hiç kimse Nergiz’in bu sınırını geçemezdi, çünkü Erkan izin istemedi.

MRS. OSWALD : Soner’den önce aşk desem ne dersin?
YASEMİN : Adını duymuşluğum vardı. Belki kıyısından tatmıştım da ama Aşk’ın bütününü Soner’le gördüm. Onunla yaşadım ve yaşıyorum.

MRS. OSWALD : Nergiz’le çıktığınız yolda hiç korktun mu?
YASEMİN : Nergiz’le birlikteyseniz korkmak gibi bir lüksünüz yok. Gelip sizi bir silkeler, korkunun yerine sinir kalır. Daha fazla umut kalır.

MRS. OSWALD : Korkularınızın üzerine gitmek için sadece cesaret yeterli mi? İkinizin yaşadıkları için sadece cesaret yetti mi?
YASEMİN : Elbette hayır. Çok cesur olsanız da karanlık sokaklar, bilinmeyene atılan yalnız adım korkutur. Batacaksanız da yanınızda sizinle batacağını bildiğiniz biri olmayınca cesaret bana göre yeterli değildi.
Korkmadım mı ? Elbette korktum ama her korktuğum da bana ihtiyacı olan kıza baktıkça güçlü durmam gerektiğini düşündüm. O beni için savaştı, ben onun için güçlü oldum.

MRS. OSWALD : Kadınlık desem? Sadece seks ibaresi midir?
YASEMİN : Elbette değildir ama maalesef böyle gören kesim çoğunluktadır. Bunun için sadece erkekleri suçlamamak lazım. Kadınlarımız, kadınlığını kullanarak bir şeyleri elde etmeye çalışıyorsa, erkeklerin ve toplumun öyle görmesi de normal değil midir?

MRS. OSWALD: Göğsünde kitle olduğunu öğrendiğinde ne hissettin? Göğüsleri olmadan bir kadın desem?
YASEMİN : Çok zor. Evet önce sağlık ama inanın yaşamadığınız zaman bilemezsiniz. Kadınsınız ve size aynada dahi kendinizi özel hissettiren, anneliğin ve kadınlığın simgesi olan bütününüz eksik…
Memesi olmayan kadın elbette yine kadındır, özellikle sevdiklerinin gözünde ama o kadının içi hep bir parça eksiktir…

MRS. OSWALD : Meme kanseri bir kadın için korkulu bir rüya. Meme kanseri için ne dersin?
YASEMİN : Meme kanseri var olan kanserler arasında teşhisi erken koyulduğunda en az korkulan hastalık. Ama elbette her hastalıkta olduğu gibi bunda da ihmal kötü sonuçlara yol açabiliyor. Belli yaşın üstünde, hele de risk taşıyan gruptaysa her kadın mutlak kontrollerini yaptırmalılar. Başa gelmesini beklememek lazım.

MRS. OSWALD : Nergiz’in o zamanki yardımları için söyleyeceklerin var mı?
YASEMİN : O zaman ve her zaman… Nergiz hep gerektiği yerde, gerektiği kadarıyla yanımdaydı. Zaman zaman abartsa da.
Nergiz sizi asla pışpışlamaz ve inanın o an öyle bir ruh haline giriyorsunuz ki birilerinin yüzünüze gerçekleri vurması gerekiyor. Fazla söze gerek yok… Nergiz o anlarda ne tokadını, ne şefkatini benden eksik tutmadı.

MRS. OSWALD : Soner ile yurt dışındaki bir seminerde tanıştınız. Ya o zaman onu kaybetseydin? Bir daha hiç olmasaydı?
YASEMİN : Bu zaman zaman aklıma gelir. Şu anda bunu düşünmek kanımı donduruyor, nefes alamadığımı hissediyorum. Ama sanırım o zamanlar sadece Amerika’da birkaç saat gördüğüm birinin yokluğununun bana neler kaybettirdiğini bilemeyecektim ve yaşadığım hayatı güzel kılmaya çalışacaktım.
Yaşamadan kazanamadığınız, kazanmadıkça da kaybetmekten korkmadığınız şeyler vardır…

MRS. OSWALD : Soner ile aranızdakiler ilk aşk olabilir mi? İlk görüşte aşka inanır mısın?
YASEMİN : İlk görüşte aşka inanırım. Ama aşkın beslenmesi gerektiğine de inanırım. Eğer Soner benim ruhumu beslemeseydi, bana kendini o şekilde sunup, beni ihtiyacımın olduğu şekilde almasaydı ilk görüşte aşk hüsran ve acı getirebilirdi.

MRS. OSWALD : Onun doktorun olması seni rahatsız etti mi? Hiç utandın mı ona açılmaktan, mecbur kalsan onun göğüslerini almasından?
YASEMİN : Hayır. Kendi adıma bundan rahatsızlık duymadım. Ama bir gün mecbur kalsaydım ve göğüslerim alınacak olsaydı, bunu kocama yapmak istemezdim. Onu bu ağır sınavla sınamak istemezdim.


MRS. OSWALD : Göğüslerini aldırdın diyelim, Soner’e arkanı dönüp kaçar mıydın?
YASEMİN : Asla. Arkamı da dönsem o her zaman döndüğüm yerdedir… Göğüslerim alınınca yarım olacaksam, Soner olmadığında yok olurum.

MRS. OSWALD : Bunu iyi şekilde atlattığın için mutlu oldum. Ve gelelim yakışıklı doktorumuz Soner’e. Soner desem?
YASEMİN : Sohbete başladığımızdan beri kelimelerimde saklı kalan adam derim. O benim için bakmak, görmek, susmak, konuşmak…

MRS. OSWALD : Soner’i tanıdıktan sonra aşk desem?
YASEMİN : Anlatabilsem keşke.

MRS. OSWALD : Yarı Türk yarı Fransız bir aşk gözünü korkuttu mu? İnanışlar farklı, din farklı sonuçta?
YASEMİN : Hiç aklıma bile gelmedi. Soner’in bana evlenme teklif ettiği ve kendi aşk yeminimizi yaptığımız o geceye kadar farklı bir dinde olduğumuzu dahi hissetmemiştim ve hissettiğim anda da Soner’le en tepede buluştuğumuzu fark ettim.

MRS. OSWALD : Ondan ikizlerin olması sana ne hissettirdi? Üstelik Çiçek Kızlar’ın Çiçek Kızları
YASEMİN : İkiz veya tek… Ona ait bir parçaya sahip olmak dünyanın bana veridiği en güzel hediye. Ama ne mutlu bize ki yaradanımız bize çift hediye vermeyi istemiş. Kızlarımız bizim birleştiğimiz hayatın tacı…

MRS. OSWALD : Nergiz’in geçirdiği ameliyat ve bebeğinin olmaması seni nasıl etkiledi?
YASEMİN : Açıkçası o an bebek olayından çok, Nergiz’in sağ kalmasıyla, sağlıklı olmasıyla ilgileniyordum…

MRS. OSWALD : İkizlerinin olması seni hiç üzdü mü? Nergiz yanı başında anne olamayacakken senin anne olman?
YASEMİN : Bir dönem çok kötü bocaladığım ve Soner’i de korkuttuğum doğrudur. Ama sonra yine üstesinden geldik.

MRS. OSWALD : Nergiz’in bütün aileye çektirmesi hakkında ne dersin?
YASEMİN : Hiç kimseye hak etmediğini çektirmedi. Benim akıl küpüme laf yok.

MRS. OSWALD : Aileniz hakkında ne dersin? Bütün o deli dolu kadınlar, Deli gibi seven odun erkekler?
YASEMİN : Bunlar fazla ya da eksik, ama bir ailede olması gerekenler. Biz olması gereken en güzel örneğiz. Dilerim ki her ilişki ve her aile en az bizim olduğumuz kadar mutlu olur.

MRS. OSWALD : Aile geleneği yumruk yemeyen damat olmaz konusuna gelelim. Biraz acımasızca mı?
YASEMİN : Kesinlikle acımasızca ve bu geleneği başlatanda aslında ilk Kemal olmuş duyduğum kadarıyla. E sonrasında armut dibine düşe düşe bugüne kadar gelmiş. Tek tesellimiz bunun şiddet gibi görünse de kabulleniş sembolü barındırdığı 

MRS. OSWALD : Sıcak çikolata Erkan desem?
YASEMİN : Diğer yarımın oksijeni  Ve sorgusuz güveneceğim ikinci adam.

MRS. OSWALD : İkizler desem? Ve Damatlar?
YASEMİN : Ah kızlarım. Onlar hayatın ta kendisi. Saçları kırılsa canım yanar, güneş yüzlerine vursa ömrüm aydınlanır. Damatlarım içinde aynı şeyleri düşünüyorum. Onlar benim parçalarıma kendilerini adamış kocaman yürekli adamlar. Hepsini çok seviyorum

MRS. OSWALD : Çok keyifli ve samimi bir sohbet oldu. Sizce de öyle mi?
YASEMİN : Kesinlikle öyle oldu. Zaman nasıl geçti bilemedim.

MRS. OSWALD : Samimi cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Sürç-i lisan ettiysem affola.
YASEMİN : Asıl ben teşekkür ederim. Bu samimi ağırlayışın için.

MRS. OSWALD : Yeniden görüşmek üzere, kendinize ve o özenilen muhteşem ailenize iyi bakın. Okuycularınıza söylemek istediğiniz son bir şey varsa seve seve dinleriz.
YASEMİN : Elbette görüşeceğiz. Daha güzelleri sizin olsun.
Okuyucularıma onları çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Beni ve ailemi yalnız bırakmayıp sahip çıktıkları için onlara minnet borçluyum.




10 Temmuz 2015 Cuma

Huysuz Ve Ruhsuz

Yazarımızın 3. Kitabının tanıtımı :) Haydi buyrunnnn :))


İnadına Aşk Karakterleri :)





“İşimi severim. Aile ve arkadaşlarıma düşkünüm. Ama aşk konusunda güvensizim." (Ezgi Aksoy)                                         Girdiğim her ortama uyum sağlarım. Arkadaşlarımla vakit geçirmek bana enerji verir.”(Deniz Aras)                      




 " Haksızlığa ve şımarıklığa tahammül edemem. Her zaman söyleyecek bir çift lafım vardır” (Defne Barutçu)

“İnsan ayrımı yapmam ama gösteriş meraklıları benden uzak dursun. Zeki ve doğal insanları severim.” (Yalın Aras)

“İnsanları her haliyle kabul etmekten yanayım. Tatlı dilimle çözemeyeceğim sorun yoktur.” (Yeşim Aras)           “Seven insan kıskanır. Ben de değer verdiğim insanları kıskanırım.”(Çınar Barutçu)
“Arkadaşlarımın görüşlerine önem veririm ama hayatıma, kendi kararlarımla yön veririm.”“İlk başta herkese huysuz görünürüm ama tanıdıkça çok sevilirim. Aile ve arkadaş bağlarımın kopmaması için hep toparlayıcı görevdeyimdir.” (Pembe Barutçu)                                            “Eski insanların kibarlıklarına hayranım. Tüm canlılara nazik davranmak gerektiğine inanırım.”         (Süreyya Aras)                                                                                                                                                                                                                                                 “Arkadaşlarımın görüşlerine önem veririm ama hayatıma, kendi kararlarımla yön veririm.” (Leyla Barutçu)                                                Bir işe başlamadan önce tüm detaylarını araştırıp öğrenirim. Belirsizliğe gelemem.”(Toprak Barutçu)