Çiçek
Kızlar’ımızın naif kadını, Yasemin’i yalnız yakaladım! Ve şimdi o çok meşhur ve
etkileyici sorularım ile merakımıza ışık tutalım ;)
MRS.
OSWALD : Çiçek Kızlar’ın
diğer yarısı. Hoş geldin ;)
YASEMİN : Ne hoş bir karşılama bu
böyle, hoş bulduk.
MRS. OSWALD : En baştan başlayalım. İlk evliliğin ve ailenin isteği üzerine yapmış olman. Kocanı hiç sevmiş miydin? Ne kadar pişman olursan ol yine de buna değdi dedin mi?
YASEMİN : Ailemin zorlaması
istemediğim bir evliliğe sürüklenmemi sağlayacaktı ve ben de kendi ipimi kendim
çekerim diye düşünerek eski eşime gitmiştim. Onu sevdim mi? Hayır. Ama buna
değdi mi diye sorunca kendime, değdiğini düşünüyorum. Çünkü ben o darbeyi, o
tecrübeyi yaşamasam gözüm açılır mıydı bilmiyorum. Eski evliliğime kişi olarak
değil, hayatımda bir zamanlar yer alan kaldırım taşı olarak bakıyorum. Yolu
ilerletmek için taşlarınız olmak zorunda…
MRS. OSWALD: Erken ve zoraki evlilikler hakkında ne diyeceksin?
YASEMİN : Erken ve geç olarak ayırmak
istemiyorum aslında ama erken evliliğinin sıkıntıları büyük oluyor.
Olgunlaşmamış bir beyin, nasıl olurda iki kişilik düşünebilir. O sebeple erken
evliliğinin kişileri yarı yolda bırakan bir girişim olduğunu düşünüyorum. Ama
geç evlense de olgunlaşmamış olan beyinler de bu yarı yolda bırakma işini gayet
hakkıyla yerine getirebiliyor.
Ancak zoraki evlilik dersek işin
rengi değişiyor. Erken evlilik ne olursa olsun tercihtir ama zoraki evlilik geç
bile yapılsa işkencedir hem fiziksel hem ruhsal…
MRS. OSWALD : Nergiz’in cesareti ve kararlılığı, onun yaşadıklarından sonra aldığı karar hayatınızın değişmesine neden oldu. Nergiz olmasaydı yapabilecek miydin?
YASEMİN : Nergiz olmasaydı
yapamazdım. Çünkü ben hep yanımda birinin olmasına ihtiyaç duyuyorum. Koruyacağım
biri hep olmalı, sığınacağım biri hep olmalı, annelik yapacağım biri hep
olmalı. Bu tek başıma ayakta duramayacağım anlamına gelmesin ama ben kolay
kolay bencil olamam. Haksızlık yapamam.
Mesela o gün eski eşimin karşısına
Nergiz olmasa çıkamayabilirdim. Ne olursa olsun kırmaktan, bir üzüntünün sebebi
olmaktan korkarım. Kendim kırılırım, kırmamak için direnirim.
MRS. OSWALD: Hadi bana Nergiz’i anlat?
YASEMİN : Nasıl anlatayım ki? Nergiz
asla düşman edinmek istemeyeceğiniz bir kişiliktir. Hele onun sevdiğine zarar
verdiyseniz bence kaçın. Bu bir zamanlar beni zor durumda bırakıyordu.
Nergiz sırtınızı korkusuzca
dayayacağınız bir kadın. O benim minik annem. Huysuz edepsiz, cazgır ama olsun…
Birbirimizi tamamlıyoruz böylece.
MRS. OSWALD : Nergiz’in başına gelenler onun aşka inancını kaybettirdi. Onun yaşadıkları hakkında ne düşünüyorsun?
YASEMİN : Nergiz’in başına gelenler
hakkında konuşmak istemiyorum. Onunla sohbet ettiğinizde sorarsınız, gerektiği
kadarını anlatır.
MRS. OSWALD : Tecavüz desem?
YASEMİN : Çok fazla konuşmak
istemediğim bir konu. Tek söyleyebileceğim, hayvanlık olarak adlandıranlara
bile karşıyım. Hayvanlık bu değil. Vahşet ve canilik…
MRS. OSWALD : Aileniz kararlarınızda yanınızda olmasaydı ne yapardın?
YASEMİN : Zaten çok yanımda oldukarını
söyleyemem ama beni kararlılığımı görünce teslim oldular. Yani pek bir şey
değişmezdi. Ben yine yoluma bakardım Nergiz’le.
MRS. OSWALD : Nergiz ve seni kıyaslasak? Aşk hakkındaki düşüncelerinizi kıyaslasak?
YASEMİN : Ben aşka tamamen teslim olabiliyordum.
Benim zaaflarımı ve hassas yönlerimi göstermekten yana korkum yok. Nergiz’in
tam tersi durum söz konusu. Nergiz zayıf yanlarını göstermekten nefret eder ve
bizi en çok aşk zayıf bırakır, güçlendirdiği kadar. Erkan’dan başka hiç kimse
Nergiz’in bu sınırını geçemezdi, çünkü Erkan izin istemedi.
MRS. OSWALD : Soner’den önce aşk desem ne dersin?
YASEMİN : Adını duymuşluğum vardı.
Belki kıyısından tatmıştım da ama Aşk’ın bütününü Soner’le gördüm. Onunla
yaşadım ve yaşıyorum.
MRS.
OSWALD : Nergiz’le
çıktığınız yolda hiç korktun mu?
YASEMİN : Nergiz’le birlikteyseniz
korkmak gibi bir lüksünüz yok. Gelip sizi bir silkeler, korkunun yerine sinir
kalır. Daha fazla umut kalır.
MRS.
OSWALD : Korkularınızın
üzerine gitmek için sadece cesaret yeterli mi? İkinizin yaşadıkları için sadece
cesaret yetti mi?
YASEMİN : Elbette hayır. Çok cesur
olsanız da karanlık sokaklar, bilinmeyene atılan yalnız adım korkutur.
Batacaksanız da yanınızda sizinle batacağını bildiğiniz biri olmayınca cesaret
bana göre yeterli değildi.
Korkmadım mı ? Elbette korktum ama
her korktuğum da bana ihtiyacı olan kıza baktıkça güçlü durmam gerektiğini
düşündüm. O beni için savaştı, ben onun için güçlü oldum.
MRS.
OSWALD : Kadınlık desem?
Sadece seks ibaresi midir?
YASEMİN : Elbette değildir ama
maalesef böyle gören kesim çoğunluktadır. Bunun için sadece erkekleri
suçlamamak lazım. Kadınlarımız, kadınlığını kullanarak bir şeyleri elde etmeye
çalışıyorsa, erkeklerin ve toplumun öyle görmesi de normal değil midir?
MRS. OSWALD: Göğsünde kitle olduğunu öğrendiğinde ne hissettin? Göğüsleri olmadan bir kadın desem?
YASEMİN : Çok zor. Evet önce sağlık
ama inanın yaşamadığınız zaman bilemezsiniz. Kadınsınız ve size aynada dahi
kendinizi özel hissettiren, anneliğin ve kadınlığın simgesi olan bütününüz
eksik…
Memesi olmayan kadın elbette yine
kadındır, özellikle sevdiklerinin gözünde ama o kadının içi hep bir parça
eksiktir…
MRS.
OSWALD : Meme kanseri
bir kadın için korkulu bir rüya. Meme kanseri için ne dersin?
YASEMİN : Meme kanseri var olan
kanserler arasında teşhisi erken koyulduğunda en az korkulan hastalık. Ama
elbette her hastalıkta olduğu gibi bunda da ihmal kötü sonuçlara yol
açabiliyor. Belli yaşın üstünde, hele de risk taşıyan gruptaysa her kadın
mutlak kontrollerini yaptırmalılar. Başa gelmesini beklememek lazım.
MRS.
OSWALD : Nergiz’in o
zamanki yardımları için söyleyeceklerin var mı?
YASEMİN : O zaman ve her zaman…
Nergiz hep gerektiği yerde, gerektiği kadarıyla yanımdaydı. Zaman zaman abartsa
da.
Nergiz sizi asla pışpışlamaz ve
inanın o an öyle bir ruh haline giriyorsunuz ki birilerinin yüzünüze gerçekleri
vurması gerekiyor. Fazla söze gerek yok… Nergiz o anlarda ne tokadını, ne
şefkatini benden eksik tutmadı.
MRS.
OSWALD : Soner ile yurt
dışındaki bir seminerde tanıştınız. Ya o zaman onu kaybetseydin? Bir daha hiç
olmasaydı?
YASEMİN : Bu zaman zaman aklıma
gelir. Şu anda bunu düşünmek kanımı donduruyor, nefes alamadığımı hissediyorum.
Ama sanırım o zamanlar sadece Amerika’da birkaç saat gördüğüm birinin
yokluğununun bana neler kaybettirdiğini bilemeyecektim ve yaşadığım hayatı
güzel kılmaya çalışacaktım.
Yaşamadan kazanamadığınız,
kazanmadıkça da kaybetmekten korkmadığınız şeyler vardır…
MRS.
OSWALD : Soner ile
aranızdakiler ilk aşk olabilir mi? İlk görüşte aşka inanır mısın?
YASEMİN : İlk görüşte aşka inanırım.
Ama aşkın beslenmesi gerektiğine de inanırım. Eğer Soner benim ruhumu
beslemeseydi, bana kendini o şekilde sunup, beni ihtiyacımın olduğu şekilde
almasaydı ilk görüşte aşk hüsran ve acı getirebilirdi.
MRS.
OSWALD : Onun doktorun
olması seni rahatsız etti mi? Hiç utandın mı ona açılmaktan, mecbur kalsan onun
göğüslerini almasından?
YASEMİN : Hayır. Kendi adıma bundan
rahatsızlık duymadım. Ama bir gün mecbur kalsaydım ve göğüslerim alınacak
olsaydı, bunu kocama yapmak istemezdim. Onu bu ağır sınavla sınamak istemezdim.
MRS.
OSWALD : Göğüslerini
aldırdın diyelim, Soner’e arkanı dönüp kaçar mıydın?
YASEMİN : Asla. Arkamı da dönsem o
her zaman döndüğüm yerdedir… Göğüslerim alınınca yarım olacaksam, Soner
olmadığında yok olurum.
MRS.
OSWALD : Bunu iyi
şekilde atlattığın için mutlu oldum. Ve gelelim yakışıklı doktorumuz Soner’e. Soner desem?
YASEMİN : Sohbete başladığımızdan
beri kelimelerimde saklı kalan adam derim. O benim için bakmak, görmek, susmak,
konuşmak…
MRS.
OSWALD : Soner’i
tanıdıktan sonra aşk desem?
YASEMİN : Anlatabilsem keşke.
MRS.
OSWALD : Yarı Türk yarı
Fransız bir aşk gözünü korkuttu mu? İnanışlar farklı, din farklı sonuçta?
YASEMİN : Hiç aklıma bile gelmedi.
Soner’in bana evlenme teklif ettiği ve kendi aşk yeminimizi yaptığımız o geceye
kadar farklı bir dinde olduğumuzu dahi hissetmemiştim ve hissettiğim anda da
Soner’le en tepede buluştuğumuzu fark ettim.
MRS.
OSWALD : Ondan ikizlerin
olması sana ne hissettirdi? Üstelik Çiçek Kızlar’ın Çiçek Kızları
YASEMİN : İkiz veya tek… Ona ait bir
parçaya sahip olmak dünyanın bana veridiği en güzel hediye. Ama ne mutlu bize ki
yaradanımız bize çift hediye vermeyi istemiş. Kızlarımız bizim birleştiğimiz hayatın tacı…
MRS.
OSWALD : Nergiz’in
geçirdiği ameliyat ve bebeğinin olmaması seni nasıl etkiledi?
YASEMİN : Açıkçası o an bebek olayından
çok, Nergiz’in sağ kalmasıyla, sağlıklı olmasıyla ilgileniyordum…
MRS.
OSWALD : İkizlerinin
olması seni hiç üzdü mü? Nergiz yanı başında anne olamayacakken senin anne
olman?
YASEMİN : Bir dönem çok kötü
bocaladığım ve Soner’i de korkuttuğum doğrudur. Ama sonra yine üstesinden
geldik.
MRS.
OSWALD : Nergiz’in bütün
aileye çektirmesi hakkında ne dersin?
YASEMİN : Hiç kimseye hak etmediğini
çektirmedi. Benim akıl küpüme laf yok.
MRS.
OSWALD : Aileniz
hakkında ne dersin? Bütün o deli dolu kadınlar, Deli gibi seven odun erkekler?
YASEMİN : Bunlar fazla ya da eksik,
ama bir ailede olması gerekenler. Biz olması gereken en güzel örneğiz. Dilerim
ki her ilişki ve her aile en az bizim olduğumuz kadar mutlu olur.
MRS.
OSWALD : Aile geleneği
yumruk yemeyen damat olmaz konusuna gelelim. Biraz acımasızca mı?
YASEMİN : Kesinlikle acımasızca ve
bu geleneği başlatanda aslında ilk Kemal olmuş duyduğum kadarıyla. E sonrasında
armut dibine düşe düşe bugüne kadar gelmiş. Tek tesellimiz bunun şiddet gibi
görünse de kabulleniş sembolü barındırdığı
MRS.
OSWALD : Sıcak çikolata
Erkan desem?
YASEMİN : Diğer yarımın oksijeni Ve sorgusuz güveneceğim ikinci adam.
MRS.
OSWALD : İkizler desem?
Ve Damatlar?
YASEMİN : Ah kızlarım. Onlar hayatın
ta kendisi. Saçları kırılsa canım yanar, güneş yüzlerine vursa ömrüm
aydınlanır. Damatlarım içinde aynı şeyleri düşünüyorum. Onlar benim parçalarıma
kendilerini adamış kocaman yürekli adamlar. Hepsini çok seviyorum
YASEMİN : Kesinlikle öyle oldu.
Zaman nasıl geçti bilemedim.
MRS.
OSWALD : Samimi
cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Sürç-i lisan ettiysem affola.
YASEMİN : Asıl ben teşekkür ederim.
Bu samimi ağırlayışın için.
MRS.
OSWALD : Yeniden
görüşmek üzere, kendinize ve o özenilen muhteşem ailenize iyi bakın.
Okuycularınıza söylemek istediğiniz son bir şey varsa seve seve dinleriz.
YASEMİN : Elbette görüşeceğiz. Daha
güzelleri sizin olsun.
Okuyucularıma onları çok sevdiğimi
söylemek istiyorum. Beni ve ailemi yalnız bırakmayıp sahip çıktıkları için
onlara minnet borçluyum.












