16 Nisan 2015 Perşembe

Yeliz Gürmanoğlu & Rionna Oswald Söyleşisi


Ve yine karşınızda ben, Rionna Oswald J Bu sefer Nehir Serisi ailesinin çenebazı, tatlı mı tatlı cadısı, Karadeniz’in hırçın adamını yola getiren Yeliz Gürmanoğlu!!! Yeliz’im senin için Karadeniz’e geldim ve beni çok hoş karşıladığın için teşekkür ederim. Artık başlayalım….


Oswald :  Tekrar merhaba.  Yeliz, bu kadar konuşmak için bir çaba sarf ediyor musun yoksa nefes almak gibi mi? Çenen hiç ağrımıyor mu?

Yeliz: Sana da merhaba tatlım ve hoş geldin. Çok konuştuğumu iddia ediyorsunuz ama bir tane cümlemi bile konuşma sonunda hatırlamıyorsunuz. Bu da demek oluyor ki aslında yetersiz konuşuyor olabilirim. Yani daha fazla konuşsam belki hatırlarsınız. Denesek mi ne ?


Oswald: Denemesek ? Nefes aşkım deyip, seni öpen bir adama sahip olunca konuşmak daha bir keyifli oluyordur sanırım. Bu söyleşinin çok uzun süreceğine dair bir his var içimde J Peki bu ailende var mı hiç? Bu kadar, nasıl desem, geveze olmak?


Yeliz:Ah! Susturulma şeklime hiç girmesek daha iyi. Genelde iyi bir susturma biçimi ama bazen hızımı alıp giderken koca bir oduna çarpmış gibi durmak zorunda kalıyorum, bu da sinir bozucu olabiliyor. Neyse… Ailemde var mı diye sordun değil mi? Benden öncesi yok bebeğim, ben ilkim. Ama benden sonra geldi. Önce yeğenim, aşkım, bebeğim Arda’m geldi. Gerçi o bir yerde kendini frenlemeyi öğrenmiş. Ee ne de olsa odun modeli adamların genlerini taşıdığı için… Sanki konuşan insanın karizması çiziliyor. Peh! Neyse, bir de kızım var tabii… Beliz’im. O da bana benzemiş, sizler gibi az konuşmuyoruz ;)


Oswald: Ailenin göz bebeğisin. Çapkın ve bir zamanların ruhsuzu olan Yağız dersem ne dersin? Ve ona inat daha sakin olan Yiğit dersem?


Yeliz:  Ayyy! Onlar elbette benim aşklarım. Yağız abim daha çok abi gibidir. Yani korkabilseydim eğer ondan korkabilirdim. Ama kıyamazda. Göründüğünün aksine nasıl yumuşak kalbi vardır onun bi’bilseniz. Gerçi yine de benim bu sözümü duymasa daha iyi, sonra başlar gürlemeye “Sen bana yumuşak mı dedin” diye. Ve Yiğit… Canım benim yaaa, biz daha çok arkadaş gibiyiz aslında Yiğit abimle. Daha ılımandır o. Hoş ummadığınız taş baş yarar hesabı bazen durur durur bombayı patlatır ya neyse… Kısacası bu iki adam bana ne kadar şanslı olduğumu gösteren en özel adamlar.


Oswald: Rabia Sultan ve sen çok benziyorsunuz. Onun hakkında, tanışmanız, beraber kalmanız hakkında ne dersin?

Yeliz: Rabiiişşş… Gerçekten çok benziyoruz. Tek farkımız,ben on cümleyle meramımı anlatırken, o kısacası “Afkur köpeğum” deyip konuyu kapayabiliyor :D Ben ilk önceleri baya korkmuştum aslında Rabia Sultandan. Hiç bilmediğim bir coğrafya, hiç bilmediğim insanlar. Bir de deli kadın tabi. Ona benzediğimi anladığım zamana kadar hep tedbirliydim ona karşı. Ama sonra baktım ki gelin babaanne toprağındanmış, rahatladım :D


Oswald: Rabia Sultan’ın Mehmet ve seni hem bir araya getirme çabaları, hem de uzak tutma çabaları çok içten ve keyifliydi. Bunun hakkında söyleyeceklerin vardır elbet?

Yeliz: Ayy kız gerçekten dimiiii… Ben unutmuşum bak. Hatun bizi bir araya getirecek ama ellettirmeyecek :D Canım yaaa, yerim onu ben. Ama bunun sebebi beni benimsemesiydi. Memet torunu dahi olsa babaannem aslında hep benim tarafımdaydı. Bu yüzden beni koruyordu o temiz kalbinin yettiğince J))


Oswald: Ve gelelim, dedesine çekmiş olan Karadeniz’in divanesi  Mehmet’e.  Onunla tanışmanız ayrı bir olay. Bir adamın bacak kaslarına aşık olmak herkesin başına gelmez. İlk tanışmanız için ne diyeceksin geriye dönüp baktığında?

Yeliz: Ama şekerim yani o bacakları görenin tutulmaması mümkün değil, tutulması da tarafımca yolunması demektir. Kısacası evet. Bu tuhaf bir olay olsun ve kocamın o seksi bacaklarına sadece ben tutulmuş olayım. Ha, ne diyorduk, ilk tanışmamız… Kuzum resmen şok olmuştum. Benim gibi çenesiyle var olan birine laf yetiştiren bir dağ öküzü vardı karşımda. Ben şaşırmayayım, kimler şaşırsın. Ama öyle de tatlıydı ki… Hele homurdanırken… O suratını şöyle sallandırıyordu aşağıya, “Bu etek giyilur mi? O ağaca niye tünedun? Riv riv da riv rivJ” Bin kere daha o yoldan geçsem, bin kere daha o adamı görsem, binincisinde de o adama vurulurdum ben yine J


Oswald: Çok imrenilesi bir tanışma ve daha nice binlere diyelim. :)  Onun bu kadar odun olmasından hiç rahatsız oldun mu? Keşke şöyle olsaydı demiş miydin?


Yeliz: Yooo, asla… Memetime yakışmıyor ki incelik. Adamın coğrafi ve fizyolojik yapısına aykırı yani. Asla rahatsız değilim ve benim kocam olduğu gibi muhteşem.

Oswald: Mehmet’in iş hayatındaki başarısı hakkında ne demek istersin?

Yeliz: Memet’in iş hayatındaki başarısı tamamen köklerine olan bağlılığından kaynaklanıyor bir de aşırı derecede dürüst olmasından. Yoksa çok fazla turizmci, girişimci şirketler var. Ama o yaylaya, o dağın eteğine modern bir mimari yapsanız ne kadar işler sizce? Ya da kurduğunuz tesis sadece keyfinize hizmet etse? O rahatlığı her yerde bulursunuz. Ama Memet müşterilerin adım attığı yerlere dahi tarihinden bir parça yerleştiriyor. Böylece siz tatilinizin içine resmen Tarih turu yerleştiriyorsunuz. Bu da çok yönlü başarının anahtarı oluyor.

Oswald: Yengen Doğa hakkında konuşalım. Yağız ve Doğa’nın hayatındaki kayıp yıllar yaşanırken, asıl olayı gördüğünde küçük bir şok yaşadın. Sonrasında her şeye, herkes geç kalmıştı. Pişman oldun mu? Belki zamanında konuşabilseydin değişebilir miydi?


Yeliz: Çook. O ayrı geçen yıllar boyunca bunun vicdan azabını çok çektim. Sonra abim Doğa’yı bulduğunda bu konu hakkında Doğa’dan af dilemiştim ve o yüce gönüllü hatun bunun sözünü bile yaptırmamıştı bana. Ama benim vicdanım hep bir parça rahatsızdır bu durumdan. Biz ailece o ayrı geçen zamanı hiç yaşanmamış sayıyoruz ancak bir anlık bile olsa Arda’mın gözlerinde veya sözlerinde geçmişe dair bir burukluk hissedeyim içten içe eziliyorum.

Oswald: Üç yılın sonrasında Arda ile yeniden dönen Doğa, seni etkiledi mi hiç? Yaşadıkları, mücadelesi. Ve o yokken abinin durumu nasıldı?

Yeliz: Doğa benim idolüm olan kadındır. Ben onun kadar güçlü olabilir miydim? Bilmiyorum. Arda’yı ilk gördüğüm an dedim ki “Çok iyi bir iş çıkarmış Doğa”… Abime gelirsek. Abim Doğa’ın yokluğunda gerçek anlamda yoktu aslında. Kaybedince anladığı aşkının altında çok ezilmişti. Ona bakmak beni her zaman ezerdi.

Oswald: Huysuz ve Ruhsuz’da ayrıntıları göreceğiz bakalım. Ve yeniden Mehmet diyelim. Onun deli fırtınasında olmak nasıl bir şey? Onunla baş ederken yorulduğun zamanlar oluyordur?

Yeliz: Olmaz mı? Her duyguyu çok uçta yaşayan bir adam Memet ve aynı şekilde yaşatan bir adam. Ama Allah’tan ben yorulduğum kadar yoruyorum da ödeşiyoruz J

Oswald: Karşılıktı yaşantı gibisi yok J  İlk zamanlarınızda seni çıldırttığı bir gerçek. Bu konuda ne diyeceksin?

Yeliz: Çıldırtmakta laf mı? Adam beni sinir edebilecek her yolu deniyordu adeta. Ama sonradan, Memet’i tanıdıkça öğrendim ki aslında benim kocam net bir şekilde itiraf edemediği her duygusunu karşısındakiyle uğraşarak örtmeye çalışıyor. Sevdiği kişiyle didişiyor. Bir de sonradan bana söylediği şey , ben sinirlenince dayanılmaz oluyormuşum da, beyefendi onu kullanıyormuş J


Oswald: Bak sen Mehmet’e J  Ailenden ilişkinizi bu kadar çok saklamak istemenin sebebi neydi? Görünenin dışındakilerden bahsedelim mi?

Yeliz: Aslında özellikle saklamak için çabalamadım. Ama bir şeylerden emin olmak istiyordum. Görünenin dışından bahsedeceksek eğer ben bir zamanlar hayatıma mal olabilecek bir hata yapmıştım. Belki de içten içe kendime güvenim yoktu bilmiyorum. Sonrasında da Memet’in İstanbul’a gelirken sergilediği tavır… Ailem işin içine karışmadan ilişkimi yoluna sokmak istemiştim sanırım.

Oswald: Mehmet ile ilk beraber olduğunuz da senin bakire olmaman ve onun verdiği tepki canını çok yakmıştı. Ama ondan kaçarken yine ona sığındın. Neden?

Yeliz: Çünkü benim canımı yaksa da tek ilacım yine oydu. Beni gelip orada bulamasaydı bile, biz birlikte bir bütün olmasaydık bile ben Memet’i her özlediğimde ve her fırsatta yine o yaylaya kaçardım. Acımda Memet, ilacım da Memet. Ve bir şey daha var. Sanırım ben Memet’in beni bulmasını ve kendini bana affettirmesini bekledim. Bunu istedim. Bu yüzden de ondan tamamen gidemedim.

Oswald:  Eğer Mehmet sana geri dönmeseydi ne yapardın? Ya da sen onu affedemeseydin?

Yeliz: Bu soruyu bir üstte cevapladım sanırım. Eğer bana gelmeseydi, bulmasaydı ben yine onu yaşardım. O gün, o kırgınlıkla, üzüntüyle o yaylaya çıkarken bile içten içe biliyordum ki ben o adamı affedecektim. Onu affetmek istiyordum. Onsuz nefes alamayacağımı biliyordum. Önce ona içimi kusmalıydım, sonra affetmeliydim. Aksi olamazdı.

Oswald:  Bekaret hakkında ne dersin? Sadece aşık olduğun adamla beraber olmak mı yoksa değer vermenin bekaretten önemli olduğu mu?

Yeliz: Bu çok sınırda bir konu. Bir kadının kendine nasıl baktığına bağlı. Ama şunu anladım ki bekaret sadece kızlık zarı değil elbette ancak o özel anı sevdiğiniz adamla yaşamanın kutsallığı başka. Düşünün ki birlikte olduğunuz anın sonunda gözlerinize sevgiyle ve minnetle bakan bir adam var. Çünkü öyle somut bir şekilde ona ispat ediyorsunuz ki sadece ona ait olduğunuzu. Ha diyeceksin ki sen bu bakışı Memet’te görmedin mi? Elbette gördüm. Onunla her birlikte olduğum anın sonrasında benim kocam gözlerime kalbimi yerinden koparacak bir aşkla, sahiplenmeyle, gururla bakıyor. Yani bekaret olayı kadının bakış açısıyla alakalı bir olay. Bir ilişkinin gidişini ve yönünü belirlemesi çok yanlış. Aşk her şeyin üstündedir çünkü…

Oswald: Evet kadının bakış açısı önemli. Peki, Begüm desem?

Yeliz: O benim akıl küpüm. O kadının zekasına ve duruşuna hayranım. Kalite kokuyor hatun J

Oswald: Karadeniz desek?

Yeliz: Aşk derim J Her anlamda. Bana aşkı getiren, aşkı yaşata, aşkıma mesken, aşkıma sözlük…

Oswald: Gelelim sevenlerinden gelen sorulara. Aslında iki ortak soruda buluşmuş gibiler. Birincisi nefes depolayıp depolamadığın J

Yeliz: Ahahaaaa J Hayır , depolamıyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama bir yandan o nefesi tüketirken diğer yandan doluyor. Hoş benim kocam hala bunu anlamış değil ve bana sürekli “nefes aşkım nefes” deyip duruyor ya neyse ;)

Oswald: İkinci soruda bu cadılıkları yapmak için üstün bir çaba harcayıp harcamadığın.

Yeliz: Aaa kim? Ben mi cadıyım? Ne münasebet… Kim demiş? Hayır yani cadı görmesek… Bilmeyen de inanacak. Ben kim, cadılık kim? Duymamış olayım :D
Şekil A: Asla özel çaba harcamıyorum, tamamen iç güdüsel ;)

Oswald: Harikasın ne diyeyim J Son sorum. Cevabını her ne kadar bilsekte, Memet’ten duymayı en sevdiğin cümle nedir?

Yeliz: Nefes Aşkım Nefes ;)

Oswald: Bu keyifli söyleşi ve içten cevaplar için çok teşekkür ederiz. Umarım hayatınızda her şey şu anki gibi güzel geçer. Tekrar görüşmek üzere. J

Yeliz: Ben teşekkür ederim. Çok eğlenceli bir söyleşiydi ve Erkan’ın dediğinin aksine zorlayıcı, tatmin edici soruların var ;) Senin de yolun açık ve bizimle olsun Mrs.Oswald ;)