19 Mayıs 2015 Salı

Deli Divane nam-ı diğer Benden Sanane, Senden Banane!


 Benden Sanane, Senden banane.. Yani Deli  Divane'mizin tutkulu çifti mehmet ve Yeliz'i okumayan kalmamıştır herhalde ;)

S. Soner Gerald ve Rionna Oswald Röportajı !!




       SONER SAMUEL GERALD VE RİONNA OSWALD RÖPORTAJI

YAKIŞIKLI  DOKTOR  SONER’İ  GÖRMEK  ZOR  OLUYORDU  EH BİZ DE KENDİSİNİ  PARİS DE YAKALADIK.  ÇOK SAĞOLSUN  SONER  KENDİ  GELEMEYİNCE  BENİ DAVET  ETTİ. E BEN DE KAÇIRIR MIYIM HİÇ, HEM SONER’İ HEM PARİS’İ J

OSWALD : Sonerciğim bu cazip teklifin çok iyiydi. Paris en sevdiğim şehirlerden biridir. Senin kendi memleketinde röportaj yapmak ise ayrı bir güzel olacak. Başlayalım mı ?

SONER: Memnun olmanıza sevindim. Hoş geldiniz diyeyim o zaman ve başlayabiliriz.

OSWALD: İlk sormak istediğim ebeveynlerinin bu farklı din ve ülkelerde olmalarına rağmen aşık olup evlenmeleri. Aynı şekilde sanki tarih tekerrürden ibaretmiş  gibi senin de bu şekilde evlenmen.  Bu tür evlilikler hakkında ne düşünüyorsun?

SONER: Evliliğin en büyük bahanesi aşksa, Aşk din, dil, ırk, yurt gözetmez. Bu sebeple önemli olan ortak aşkın dünyasına girebilmektir. Üstelik ben iki kültür arasında büyüdüğüm için, bu yola korkusuzca girebildim ama aşkı ve birlikte olmayı farklı gözle görenler için zor olabilir.


OSWALD: Yarı Türk yarı Fransız olmak konusunda ne düşünüyorsun?


SONER: Yarı gökyüzü, yarı deniz demek gibi bir şey. İkisi de başka ufuklar, başka derinlikler ama ikisi de mavi.

OSWALD: Mesleğini seçmene ne sebep oldu? Neden doktorluk? Neden  Bir hikayesi var mı?

SONER: Notlarınız çok iyiyse, çalışkan ve sorumluluk sahibi bir çocuksanız topum sizi bir şekilde yönlendiriyor aslında. Sizden çok şey beklenebiliyor. Benim doktor olma hayallerimde böyle başladı. Bir de insanlara umut olmak güzel. Kendimi değerli hissettiğim en kutsal yer hastalarımın yanı.

OSWALD: Yasemin ile tanışman verdiğin bir konferansta oldu. Daha sonrasında ise meme kanseri sebebiyle yeniden bir araya geldiniz. Onun hastalığı sana ne hissettirdi?

SONER: İlk tanıştığımız gün anlattıkları bana hemen hemen her gün bir bakla hastamın anlattıklarına benzeyen duygulardı. Her hastamda hissettiğim duyguyu hissetmiştim o zaman. Gurur duymuştum. Ben güçlü duran her hastamla çok fazlagurur duyuyorum. Ama sonrasında, Yasemin’e olan hislerim büyüdükçe korkularımda büyüdü. Aramızda kalsın ama benim içimde bir yerlerde hala o korku durur. Bu yüzden altı ayda bir ona doktor olarak dokunmaktan vazgeçmedim.

OSWALD: Eğer onun göğsünü almak zorunda kalsaydın ne hissederdin?

SONER: Onu kurtardığımı düşündüğüm her an sadece mutluluk hissederdim. O göğüs benim karıma hastalık getirecekse aramızda yeri yok zaten. Ama ben karımın duygusallığını ve hassaslığını çok iyi bildiğimden dolayı her gece Tanrı’ya şükrederim. Beni o durumla sınamadığı için.

OSWALD: Kadınların meme kanserine karşı olumsuz düşünceleri hakkında ne düşünüyorsun?

SONER : Meme kanseri  artık günümüzde en az korkulan kanser çeşidi. Ama her kanserde olduğu gibi bunda da en çok can alan faktör ihmal. Olumsuz düşünceleri sonucunda iş ihmalliğe varıyorsa kaybetmişler demektir.

OSWALD: Diğer yarı Nergiz desem?

SONER: Of! Benim en belalı baldızım. Nergiz… Aslında ben Nergiz’e çok şey borçluyum. Zamanında o gücü gösterip, Yaseminime güç vermeseydi beklide biz hiç olamayacaktık. Nergiz o deli cesaretiyle bana koskocaman bir hayat verdi. Bir de ikimizin de ortak bir değeri var. Yasemin. Zaman zaman bunun için karşı taraflara düşsek de ben biliyorum ki Nergiz var oldukça benim karıma ben dahi kötülük yapamam.

OSWALD: Başına bela olan Nergiz’e hiç gıcık olduğun oldu mu?

SONER: Sık sık… Nergiz’in böyle bir potansiyeli var. Bazen seviyor mu, dövüyor mu anlayamıyorum bile. Şu hayatta en çok Nergiz’le kavga etmişimdir. Ama en çok sevdiğim insanlar arasında listenin en başlarındadır.
OSWALD: Nergiz’in geçmişinde yaşadıkları hakkında ne söylersin?

SONER: Açıkçası bunu ilk duyduğum zaman çok şaşırmıştım. Bir insanın gücünün arkasına ne kadar büyük acılar saklayabileceğine şahit olmuştum. Belki o acılar Nergiz’i bugünkü Nergiz yaptı ama yine o acılar Nergiz’i uzun süre içinde saklandığı ve bazı kişiler harici hala saklanmakta olduğu kabuğa mahkum etti.

OSWALD:  Onun hiç çocuğu olmaması ve bunu öğrendiğiniz anda ne hissettin? Onun gözü önünde kendi kızlarınla mutlu olmaktan rahatsız olduğun oldu mu hiç?

SONER: Bu durum öyle karışık ki bende. Yasemin’in hamile olduğunu ilk öğrendiğimde aklıma Nergiz ve Erkan gelmeden aşırı mutlu olmuştum. Yasemin’in o anki telaşını ve üzüntüsünü anlayamamıştım. Hatta bunun için Nergiz’i suçladığım zaman olmuştu. Ama sonunda Nergiz öyle bir laf etmişti ki… “Bana sorgusuz sığınacak ve sevgisini verecek olan bir bebekten, beni ikinci kez mahrum edemezsiniz,” demişti. İşte Nergiz’in gücü yine bu cümlede saklıydı. Açıkçası Nergiz bu kadar güçlü olmasaydı ve sorgusuz bize ve çocuklara sevgisini bu şekilde sunamasaydı bundan rahatsız olabilirdim. Çocuklarımı doya doya sevmeyi yine Nergiz’e borçluyum aslında. Çünkü Yasemin Nergiz’in üzüldüğünü hissettiği an kendi sevincini gölgede yaşayabilirdi, dolayısıyla ben de öyle…

OSWALD: Herkese kafa tutan Nergiz’in sadece Kaptan’dan ölesiye korkması çok komik. Sen ne diyorsun?

SONER: En büyük intikam silahım. Sadece benim değil, tüm ailenin. Eşin, dostun… Ne kadar saklarsa saklasın Nergiz’in içinde hala bir çocuk var ve o çocuk hayvanlardan çok korkuyor. Bu komik olmazdı aslında ama korkan kişinin bize kök söktüren Nergiz olması durumu bir hayli komik hale sokabiliyor.

OSWALD: Baba yarısı Erkan’ın geçirdiği kaza hakkında ne düşündün?

SONER: Olabilir bir şey. Hayat hepimize bir çok sürprizler veriyor. Kimi iyi, kimi kötü. Erkan için bunun çok zor olduğunu biliyorum. Hayatınızın anlamı haline gelmiş yaşama biçiminizden vazgeçmek.. Hem de olabilecek en acı şekilde. Burada da Erkan’ı kurtaran yine Nergiz’dir. Erkan’ın kaza sonrası düşman olduğu aşk kavramını ateşleyen ve Erkan’a ikinci bir hayat sunan Nergiz’e duyduğu aşktı.

OSWALD: Ailenin hoş geldin yumruğu geleneğini nasıl buluyorsun? J

SONER: O yumruk başa çok işler açtı. Acilen yok edilmesi gereken bir gelenek ama atan da memnun, yiyende… Bu durumda yapacak bir şey yok sanırım…

OSWALD: Ailenin diğer üyeleri hakkında ne düşünüyorsun bakalım?

SONER: Çok söze gerek yok. Aile kavramının gerçek anlamda karşılığı hepsi. Güveneceğiniz koca bir aile… Daha ne olsun ki?

OSWALD:  İkizlerin olacağını öğrendiğinde ne hissettin?

SONER: O an içime doğan şeyi çok net hatırlıyorum. “Bir Nergiz ve Yasemin’i daha bu dünya kaldırabilir mi?” Üstelik cinsiyetlerini bilmiyordum bile. Ama gördüm ki kaldırabiliyormuş. Biraz zorlansa da…

OSWALD: Yasemin’in Nergiz için bebekleri istememesi ve Nergiz’in vereceği tepkiyi bilememek sana ne hissettirdi?
SONER: Çaresizlik… Yetememek… Eksik kalmak… Nergiz’in sağı solu belli olmazdı. Gerçi Yasemin’e olan bağlılığına inanmak gerekiyordu o an… Bu bağa inansam hiç korkmama gerek kalmazdı ama düşünememiştim bile. Çünkü ben o ara Yasemin’in Nergiz’e olan bağlılığıyla öylesine bir çıkmazdaydım ki…

OSWALD: Yasemin desem?

SONER: Ömür boyu bitiremeyeceğim dizeleri sıralarım, yine de yetersiz kalır. Kısacası Yasemin hayat demek. Acısıyla, tatlsıyla, kahkahasıyla, gözyaşıyla… Tutkusuyla… Şefkatiyle.

OSWALD: Aşk desem Soner, neler dersin bana ? Aşk sınırsız ve zamansız mıdır?

SONER: Aşk bildiğiniz tüm kavramların dışındadır. Kalıpsız, sınırsız, korkusuz. İçinde bencillik vardır, şımarıklık vardır, özveri vardır, sonsuzluk vardır. Aşk bambaşkadır ve en gerçeği benim için, Aşk Esmer Bir Güneştir. Karımın gözlerinde doğan, bedeninde ruhunda yaşayan, gözlerinde batan.

OSWALD: Gelelim sevenlerinden gelen sorulara.Öncelik olarak evin küçükleri merak konusu.Bir hayranınız Lal ve Lalin’in en eğlenceli çocukluk  anısını merak etmiş.

SONER: Ahh!O ikisinin çocukluğu  bir çok eğlenceli anı ile dolu.Hangi birini anlatayım diye düşünürken aklıma Nergiz ile mutfağı ateşe verdikleri görüntü geliyor. O gün Erkan ile beni en fazla çıldırttıkları gündü.Birine bir şey olacak diye aklımız çıkmıştı.Ancak aklımıza geldiğinde en çok güldüğümüz anımız da odur.

OSWALD: İkinci bir merak konusu da bu kadar odunun içinde nasıl anlayışlı bir baba ve koca olabildiğin konusunda.

SONER: Aslında bunun cevabı çok basit.Bambaşka bir ülkede bambaşka bir kültürde yetiştim.Bu yüzden diğerlerine göre daha sakinim. Bir de karakter yapısı sanırım.

OSWALD:Son olarak Yasemin hakkında bir sorumuz var.Yasemin ile yaptığın en büyük kavga nedir?

SONER: Pek kavgamız olmaz aslında.Ama en büyük kavganız ne diye sorarsanız.Yine belalı baldızım ve onun arsız kocası derim.Bu iki dengesiz kavga etmişti.Ben Erkan’ı Yasemin ise doğal olarak  Nergiz’i tutmuştu.Bu herhalde en büyük kavgamızdır.Yani anlayacağınız en büyük kavgamızı bile Erkan ve Nergiz’in gazıyla yapmışız.

OSWALD:Bu keyifli  şöylesi için teşekkür ederim, Yasemin’e sevgiler.

SONER: Asıl ben teşekkür ederim. İletirim.


Ve bir sonra ki röportajda görüşmek üzere!! J