SONER SAMUEL GERALD VE RİONNA OSWALD
RÖPORTAJI
YAKIŞIKLI DOKTOR
SONER’İ GÖRMEK ZOR
OLUYORDU EH BİZ DE KENDİSİNİ PARİS DE YAKALADIK. ÇOK SAĞOLSUN
SONER KENDİ GELEMEYİNCE
BENİ DAVET ETTİ. E BEN DE KAÇIRIR
MIYIM HİÇ, HEM SONER’İ HEM PARİS’İ J
OSWALD : Sonerciğim bu cazip teklifin
çok iyiydi. Paris en sevdiğim şehirlerden biridir. Senin kendi memleketinde
röportaj yapmak ise ayrı bir güzel olacak. Başlayalım mı ?
SONER: Memnun olmanıza sevindim. Hoş geldiniz diyeyim o
zaman ve başlayabiliriz.
OSWALD: İlk sormak istediğim ebeveynlerinin bu farklı din ve
ülkelerde olmalarına rağmen aşık olup evlenmeleri. Aynı şekilde sanki tarih
tekerrürden ibaretmiş gibi senin de bu
şekilde evlenmen. Bu tür evlilikler
hakkında ne düşünüyorsun?
SONER: Evliliğin en büyük bahanesi aşksa, Aşk din, dil,
ırk, yurt gözetmez. Bu sebeple önemli olan ortak aşkın dünyasına girebilmektir.
Üstelik ben iki kültür arasında büyüdüğüm için, bu yola korkusuzca girebildim
ama aşkı ve birlikte olmayı farklı gözle görenler için zor olabilir.
OSWALD: Yarı Türk yarı Fransız olmak
konusunda ne düşünüyorsun?
SONER: Yarı gökyüzü, yarı deniz demek gibi bir şey.
İkisi de başka ufuklar, başka derinlikler ama ikisi de mavi.
OSWALD: Mesleğini seçmene ne sebep
oldu? Neden doktorluk? Neden Bir
hikayesi var mı?
SONER: Notlarınız çok iyiyse, çalışkan ve sorumluluk
sahibi bir çocuksanız topum sizi bir şekilde yönlendiriyor aslında. Sizden çok
şey beklenebiliyor. Benim doktor olma hayallerimde böyle başladı. Bir de
insanlara umut olmak güzel. Kendimi değerli hissettiğim en kutsal yer
hastalarımın yanı.
OSWALD: Yasemin ile tanışman
verdiğin bir konferansta oldu. Daha sonrasında ise meme kanseri sebebiyle
yeniden bir araya geldiniz. Onun hastalığı sana ne hissettirdi?
SONER: İlk tanıştığımız gün anlattıkları bana hemen hemen
her gün bir bakla hastamın anlattıklarına benzeyen duygulardı. Her hastamda
hissettiğim duyguyu hissetmiştim o zaman. Gurur duymuştum. Ben güçlü duran her
hastamla çok fazlagurur duyuyorum. Ama sonrasında, Yasemin’e olan hislerim
büyüdükçe korkularımda büyüdü. Aramızda kalsın ama benim içimde bir yerlerde
hala o korku durur. Bu yüzden altı ayda bir ona doktor olarak dokunmaktan
vazgeçmedim.
OSWALD: Eğer onun göğsünü almak zorunda
kalsaydın ne hissederdin?
SONER: Onu kurtardığımı düşündüğüm her an sadece
mutluluk hissederdim. O göğüs benim karıma hastalık getirecekse aramızda yeri
yok zaten. Ama ben karımın duygusallığını ve hassaslığını çok iyi bildiğimden
dolayı her gece Tanrı’ya şükrederim. Beni o durumla sınamadığı için.
OSWALD: Kadınların meme kanserine
karşı olumsuz düşünceleri hakkında ne düşünüyorsun?
SONER : Meme kanseri
artık günümüzde en az korkulan kanser çeşidi. Ama her kanserde olduğu
gibi bunda da en çok can alan faktör ihmal. Olumsuz düşünceleri sonucunda iş
ihmalliğe varıyorsa kaybetmişler demektir.
OSWALD: Diğer yarı Nergiz desem?
SONER: Of! Benim en belalı baldızım. Nergiz… Aslında
ben Nergiz’e çok şey borçluyum. Zamanında o gücü gösterip, Yaseminime güç
vermeseydi beklide biz hiç olamayacaktık. Nergiz o deli cesaretiyle bana koskocaman
bir hayat verdi. Bir de ikimizin de ortak bir değeri var. Yasemin. Zaman zaman
bunun için karşı taraflara düşsek de ben biliyorum ki Nergiz var oldukça benim
karıma ben dahi kötülük yapamam.
OSWALD: Başına bela olan Nergiz’e
hiç gıcık olduğun oldu mu?
SONER: Sık sık… Nergiz’in böyle bir potansiyeli var.
Bazen seviyor mu, dövüyor mu anlayamıyorum bile. Şu hayatta en çok Nergiz’le
kavga etmişimdir. Ama en çok sevdiğim insanlar arasında listenin en
başlarındadır.
OSWALD: Nergiz’in geçmişinde
yaşadıkları hakkında ne söylersin?
SONER: Açıkçası bunu ilk duyduğum zaman çok
şaşırmıştım. Bir insanın gücünün arkasına ne kadar büyük acılar
saklayabileceğine şahit olmuştum. Belki o acılar Nergiz’i bugünkü Nergiz yaptı
ama yine o acılar Nergiz’i uzun süre içinde saklandığı ve bazı kişiler harici
hala saklanmakta olduğu kabuğa mahkum etti.
OSWALD: Onun hiç çocuğu olmaması ve bunu öğrendiğiniz
anda ne hissettin? Onun gözü önünde kendi kızlarınla mutlu olmaktan rahatsız
olduğun oldu mu hiç?
SONER: Bu durum öyle karışık ki bende. Yasemin’in
hamile olduğunu ilk öğrendiğimde aklıma Nergiz ve Erkan gelmeden aşırı mutlu
olmuştum. Yasemin’in o anki telaşını ve üzüntüsünü anlayamamıştım. Hatta bunun
için Nergiz’i suçladığım zaman olmuştu. Ama sonunda Nergiz öyle bir laf etmişti
ki… “Bana sorgusuz sığınacak ve sevgisini verecek olan bir bebekten, beni
ikinci kez mahrum edemezsiniz,” demişti. İşte Nergiz’in gücü yine bu cümlede
saklıydı. Açıkçası Nergiz bu kadar güçlü olmasaydı ve sorgusuz bize ve
çocuklara sevgisini bu şekilde sunamasaydı bundan rahatsız olabilirdim.
Çocuklarımı doya doya sevmeyi yine Nergiz’e borçluyum aslında. Çünkü Yasemin
Nergiz’in üzüldüğünü hissettiği an kendi sevincini gölgede yaşayabilirdi,
dolayısıyla ben de öyle…
OSWALD: Herkese kafa tutan Nergiz’in
sadece Kaptan’dan ölesiye korkması çok komik. Sen ne diyorsun?
SONER: En büyük intikam silahım. Sadece benim değil,
tüm ailenin. Eşin, dostun… Ne kadar saklarsa saklasın Nergiz’in içinde hala bir
çocuk var ve o çocuk hayvanlardan çok korkuyor. Bu komik olmazdı aslında ama
korkan kişinin bize kök söktüren Nergiz olması durumu bir hayli komik hale
sokabiliyor.
OSWALD: Baba yarısı Erkan’ın
geçirdiği kaza hakkında ne düşündün?
SONER: Olabilir bir şey. Hayat hepimize bir çok
sürprizler veriyor. Kimi iyi, kimi kötü. Erkan için bunun çok zor olduğunu
biliyorum. Hayatınızın anlamı haline gelmiş yaşama biçiminizden vazgeçmek.. Hem
de olabilecek en acı şekilde. Burada da Erkan’ı kurtaran yine Nergiz’dir.
Erkan’ın kaza sonrası düşman olduğu aşk kavramını ateşleyen ve Erkan’a ikinci
bir hayat sunan Nergiz’e duyduğu aşktı.
OSWALD: Ailenin hoş geldin yumruğu
geleneğini nasıl buluyorsun? J
SONER: O yumruk başa çok işler açtı. Acilen yok
edilmesi gereken bir gelenek ama atan da memnun, yiyende… Bu durumda yapacak
bir şey yok sanırım…
OSWALD: Ailenin diğer üyeleri
hakkında ne düşünüyorsun bakalım?
SONER: Çok söze gerek yok. Aile kavramının gerçek anlamda
karşılığı hepsi. Güveneceğiniz koca bir aile… Daha ne olsun ki?
OSWALD: İkizlerin olacağını öğrendiğinde ne hissettin?
SONER: O an içime doğan şeyi çok net hatırlıyorum. “Bir
Nergiz ve Yasemin’i daha bu dünya kaldırabilir mi?” Üstelik cinsiyetlerini
bilmiyordum bile. Ama gördüm ki kaldırabiliyormuş. Biraz zorlansa da…
OSWALD: Yasemin’in Nergiz için
bebekleri istememesi ve Nergiz’in vereceği tepkiyi bilememek sana ne
hissettirdi?
SONER: Çaresizlik… Yetememek… Eksik kalmak… Nergiz’in
sağı solu belli olmazdı. Gerçi Yasemin’e olan bağlılığına inanmak gerekiyordu o
an… Bu bağa inansam hiç korkmama gerek kalmazdı ama düşünememiştim bile. Çünkü
ben o ara Yasemin’in Nergiz’e olan bağlılığıyla öylesine bir çıkmazdaydım ki…
OSWALD: Yasemin desem?
SONER: Ömür boyu bitiremeyeceğim dizeleri sıralarım,
yine de yetersiz kalır. Kısacası Yasemin hayat demek. Acısıyla, tatlsıyla,
kahkahasıyla, gözyaşıyla… Tutkusuyla… Şefkatiyle.
OSWALD: Aşk desem Soner, neler
dersin bana ? Aşk sınırsız ve zamansız mıdır?
SONER: Aşk bildiğiniz tüm kavramların dışındadır.
Kalıpsız, sınırsız, korkusuz. İçinde bencillik vardır, şımarıklık vardır,
özveri vardır, sonsuzluk vardır. Aşk bambaşkadır ve en gerçeği benim için, Aşk
Esmer Bir Güneştir. Karımın gözlerinde doğan, bedeninde ruhunda yaşayan,
gözlerinde batan.
OSWALD: Gelelim sevenlerinden gelen sorulara.Öncelik olarak evin
küçükleri merak konusu.Bir hayranınız Lal ve Lalin’in en eğlenceli
çocukluk anısını merak etmiş.
SONER: Ahh!O ikisinin çocukluğu bir çok eğlenceli anı ile dolu.Hangi birini
anlatayım diye düşünürken aklıma Nergiz ile mutfağı ateşe verdikleri görüntü
geliyor. O gün Erkan ile beni en fazla çıldırttıkları gündü.Birine bir şey
olacak diye aklımız çıkmıştı.Ancak aklımıza geldiğinde en çok güldüğümüz anımız
da odur.
OSWALD: İkinci bir merak konusu da
bu kadar odunun içinde nasıl anlayışlı bir baba ve koca olabildiğin konusunda.
SONER: Aslında bunun cevabı çok basit.Bambaşka bir
ülkede bambaşka bir kültürde yetiştim.Bu yüzden diğerlerine göre daha sakinim.
Bir de karakter yapısı sanırım.
OSWALD:Son olarak Yasemin hakkında bir sorumuz
var.Yasemin ile yaptığın en büyük kavga nedir?
SONER: Pek kavgamız olmaz aslında.Ama en büyük kavganız
ne diye sorarsanız.Yine belalı baldızım ve onun arsız kocası derim.Bu iki
dengesiz kavga etmişti.Ben Erkan’ı Yasemin ise doğal olarak Nergiz’i tutmuştu.Bu herhalde en büyük
kavgamızdır.Yani anlayacağınız en büyük kavgamızı bile Erkan ve Nergiz’in
gazıyla yapmışız.
OSWALD:Bu keyifli şöylesi için teşekkür ederim, Yasemin’e
sevgiler.
SONER: Asıl ben teşekkür ederim. İletirim.
Ve bir sonra ki röportajda görüşmek üzere!! J

Nergiz Çınar Yorumudur...
YanıtlaSilBenim gibi cici bir hatunla ne derdiniz var anlamadım...Başına kuş sıçan, taş düşen benden bilecek ... Tebrik ederim bu arada çok güzel bir röportaj olmuş...
Sonerin aşkına bir daha aşık oldum bea
YanıtlaSilSoner farklı hayatların birleşmesini ne güzel atlatmışsın geçmişin en güzel basamak olabileceğini de geleceği bütün duyguların kuracağını röportajlarınız devam etmesini isterim aileye selamlar
YanıtlaSil