Ve yine
karşınızda ben, Rionna Oswald J Bu sefer Nehir Serisi ailesinin çenebazı, tatlı mı
tatlı cadısı, Karadeniz’in hırçın adamını yola getiren Yeliz Gürmanoğlu!!!
Yeliz’im senin için Karadeniz’e geldim ve beni çok hoş karşıladığın için
teşekkür ederim. Artık başlayalım….
Oswald :
Tekrar merhaba. Yeliz, bu kadar
konuşmak için bir çaba sarf ediyor musun yoksa nefes almak gibi mi? Çenen hiç
ağrımıyor mu?
Yeliz: Sana da merhaba
tatlım ve hoş geldin. Çok konuştuğumu iddia ediyorsunuz ama bir tane cümlemi
bile konuşma sonunda hatırlamıyorsunuz. Bu da demek oluyor ki aslında yetersiz
konuşuyor olabilirim. Yani daha fazla konuşsam belki hatırlarsınız. Denesek mi
ne ?
Oswald: Denemesek ? Nefes aşkım deyip, seni
öpen bir adama sahip olunca konuşmak daha bir keyifli oluyordur sanırım. Bu
söyleşinin çok uzun süreceğine dair bir his var içimde J Peki bu ailende var mı hiç? Bu
kadar, nasıl desem, geveze olmak?
Yeliz:Ah! Susturulma
şeklime hiç girmesek daha iyi. Genelde iyi bir susturma biçimi ama bazen hızımı
alıp giderken koca bir oduna çarpmış gibi durmak zorunda kalıyorum, bu da sinir
bozucu olabiliyor. Neyse… Ailemde var mı diye sordun değil mi? Benden öncesi
yok bebeğim, ben ilkim. Ama benden sonra geldi. Önce yeğenim, aşkım, bebeğim
Arda’m geldi. Gerçi o bir yerde kendini frenlemeyi öğrenmiş. Ee ne de olsa odun
modeli adamların genlerini taşıdığı için… Sanki konuşan insanın karizması
çiziliyor. Peh! Neyse, bir de kızım var tabii… Beliz’im. O da bana benzemiş,
sizler gibi az konuşmuyoruz ;)
Oswald: Ailenin göz bebeğisin. Çapkın ve bir
zamanların ruhsuzu olan Yağız dersem ne dersin? Ve ona inat daha sakin olan
Yiğit dersem?
Yeliz: Ayyy! Onlar elbette benim aşklarım. Yağız
abim daha çok abi gibidir. Yani korkabilseydim eğer ondan korkabilirdim. Ama
kıyamazda. Göründüğünün aksine nasıl yumuşak kalbi vardır onun bi’bilseniz.
Gerçi yine de benim bu sözümü duymasa daha iyi, sonra başlar gürlemeye “Sen
bana yumuşak mı dedin” diye. Ve Yiğit… Canım benim yaaa, biz daha çok arkadaş
gibiyiz aslında Yiğit abimle. Daha ılımandır o. Hoş ummadığınız taş baş yarar
hesabı bazen durur durur bombayı patlatır ya neyse… Kısacası bu iki adam bana
ne kadar şanslı olduğumu gösteren en özel adamlar.
Oswald: Rabia Sultan ve sen çok
benziyorsunuz. Onun hakkında, tanışmanız, beraber kalmanız hakkında ne dersin?
Yeliz: Rabiiişşş…
Gerçekten çok benziyoruz. Tek farkımız,ben on cümleyle meramımı anlatırken, o
kısacası “Afkur köpeğum” deyip konuyu kapayabiliyor :D Ben ilk önceleri baya
korkmuştum aslında Rabia Sultandan. Hiç bilmediğim bir coğrafya, hiç bilmediğim
insanlar. Bir de deli kadın tabi. Ona benzediğimi anladığım zamana kadar hep
tedbirliydim ona karşı. Ama sonra baktım ki gelin babaanne toprağındanmış,
rahatladım :D
Oswald: Rabia Sultan’ın Mehmet ve seni hem
bir araya getirme çabaları, hem de uzak tutma çabaları çok içten ve keyifliydi.
Bunun hakkında söyleyeceklerin vardır elbet?
Yeliz: Ayy kız
gerçekten dimiiii… Ben unutmuşum bak. Hatun bizi bir araya getirecek ama
ellettirmeyecek :D Canım yaaa, yerim onu ben. Ama bunun sebebi beni
benimsemesiydi. Memet torunu dahi olsa babaannem aslında hep benim
tarafımdaydı. Bu yüzden beni koruyordu o temiz kalbinin yettiğince J))
Oswald: Ve gelelim, dedesine çekmiş olan
Karadeniz’in divanesi Mehmet’e. Onunla tanışmanız ayrı bir olay. Bir adamın
bacak kaslarına aşık olmak herkesin başına gelmez. İlk tanışmanız için ne
diyeceksin geriye dönüp baktığında?
Yeliz: Ama şekerim yani
o bacakları görenin tutulmaması mümkün değil, tutulması da tarafımca yolunması
demektir. Kısacası evet. Bu tuhaf bir olay olsun ve kocamın o seksi bacaklarına
sadece ben tutulmuş olayım. Ha, ne diyorduk, ilk tanışmamız… Kuzum resmen şok
olmuştum. Benim gibi çenesiyle var olan birine laf yetiştiren bir dağ öküzü
vardı karşımda. Ben şaşırmayayım, kimler şaşırsın. Ama öyle de tatlıydı ki…
Hele homurdanırken… O suratını şöyle sallandırıyordu aşağıya, “Bu etek giyilur
mi? O ağaca niye tünedun? Riv riv da riv rivJ” Bin kere daha o yoldan geçsem, bin
kere daha o adamı görsem, binincisinde de o adama vurulurdum ben yine J
Oswald: Çok imrenilesi bir tanışma ve daha
nice binlere diyelim. :) Onun
bu kadar odun olmasından hiç rahatsız oldun mu? Keşke şöyle olsaydı demiş
miydin?
Yeliz: Yooo, asla…
Memetime yakışmıyor ki incelik. Adamın coğrafi ve fizyolojik yapısına aykırı
yani. Asla rahatsız değilim ve benim kocam olduğu gibi muhteşem.
Oswald: Mehmet’in iş hayatındaki başarısı
hakkında ne demek istersin?
Yeliz: Memet’in iş
hayatındaki başarısı tamamen köklerine olan bağlılığından kaynaklanıyor bir de
aşırı derecede dürüst olmasından. Yoksa çok fazla turizmci, girişimci şirketler
var. Ama o yaylaya, o dağın eteğine modern bir mimari yapsanız ne kadar işler sizce?
Ya da kurduğunuz tesis sadece keyfinize hizmet etse? O rahatlığı her yerde
bulursunuz. Ama Memet müşterilerin adım attığı yerlere dahi tarihinden bir
parça yerleştiriyor. Böylece siz tatilinizin içine resmen Tarih turu
yerleştiriyorsunuz. Bu da çok yönlü başarının anahtarı oluyor.
Oswald: Yengen Doğa hakkında konuşalım. Yağız
ve Doğa’nın hayatındaki kayıp yıllar yaşanırken, asıl olayı gördüğünde küçük
bir şok yaşadın. Sonrasında her şeye, herkes geç kalmıştı. Pişman oldun mu?
Belki zamanında konuşabilseydin değişebilir miydi?
Yeliz: Çook. O ayrı
geçen yıllar boyunca bunun vicdan azabını çok çektim. Sonra abim Doğa’yı
bulduğunda bu konu hakkında Doğa’dan af dilemiştim ve o yüce gönüllü hatun bunun
sözünü bile yaptırmamıştı bana. Ama benim vicdanım hep bir parça rahatsızdır bu
durumdan. Biz ailece o ayrı geçen zamanı hiç yaşanmamış sayıyoruz ancak bir
anlık bile olsa Arda’mın gözlerinde veya sözlerinde geçmişe dair bir burukluk
hissedeyim içten içe eziliyorum.
Oswald: Üç yılın sonrasında Arda ile yeniden
dönen Doğa, seni etkiledi mi hiç? Yaşadıkları, mücadelesi. Ve o yokken abinin
durumu nasıldı?
Yeliz: Doğa benim
idolüm olan kadındır. Ben onun kadar güçlü olabilir miydim? Bilmiyorum. Arda’yı
ilk gördüğüm an dedim ki “Çok iyi bir iş çıkarmış Doğa”… Abime gelirsek. Abim
Doğa’ın yokluğunda gerçek anlamda yoktu aslında. Kaybedince anladığı aşkının
altında çok ezilmişti. Ona bakmak beni her zaman ezerdi.
Oswald: Huysuz ve Ruhsuz’da ayrıntıları
göreceğiz bakalım. Ve yeniden Mehmet diyelim. Onun deli fırtınasında olmak nasıl
bir şey? Onunla baş ederken yorulduğun zamanlar oluyordur?
Yeliz: Olmaz mı? Her
duyguyu çok uçta yaşayan bir adam Memet ve aynı şekilde yaşatan bir adam. Ama
Allah’tan ben yorulduğum kadar yoruyorum da ödeşiyoruz J
Oswald: Karşılıktı yaşantı gibisi yok J
İlk
zamanlarınızda seni çıldırttığı bir gerçek. Bu konuda ne diyeceksin?
Yeliz: Çıldırtmakta laf
mı? Adam beni sinir edebilecek her yolu deniyordu adeta. Ama sonradan, Memet’i
tanıdıkça öğrendim ki aslında benim kocam net bir şekilde itiraf edemediği her
duygusunu karşısındakiyle uğraşarak örtmeye çalışıyor. Sevdiği kişiyle
didişiyor. Bir de sonradan bana söylediği şey , ben sinirlenince dayanılmaz
oluyormuşum da, beyefendi onu kullanıyormuş J
Oswald: Bak sen Mehmet’e J Ailenden
ilişkinizi bu kadar çok saklamak istemenin sebebi neydi? Görünenin
dışındakilerden bahsedelim mi?
Yeliz: Aslında
özellikle saklamak için çabalamadım. Ama bir şeylerden emin olmak istiyordum.
Görünenin dışından bahsedeceksek eğer ben bir zamanlar hayatıma mal olabilecek
bir hata yapmıştım. Belki de içten içe kendime güvenim yoktu bilmiyorum.
Sonrasında da Memet’in İstanbul’a gelirken sergilediği tavır… Ailem işin içine
karışmadan ilişkimi yoluna sokmak istemiştim sanırım.
Oswald: Mehmet ile ilk beraber olduğunuz da
senin bakire olmaman ve onun verdiği tepki canını çok yakmıştı. Ama ondan
kaçarken yine ona sığındın. Neden?
Yeliz: Çünkü benim
canımı yaksa da tek ilacım yine oydu. Beni gelip orada bulamasaydı bile, biz
birlikte bir bütün olmasaydık bile ben Memet’i her özlediğimde ve her fırsatta
yine o yaylaya kaçardım. Acımda Memet, ilacım da Memet. Ve bir şey daha var.
Sanırım ben Memet’in beni bulmasını ve kendini bana affettirmesini bekledim.
Bunu istedim. Bu yüzden de ondan tamamen gidemedim.
Oswald: Eğer Mehmet sana geri dönmeseydi ne yapardın?
Ya da sen onu affedemeseydin?
Yeliz: Bu soruyu bir
üstte cevapladım sanırım. Eğer bana gelmeseydi, bulmasaydı ben yine onu
yaşardım. O gün, o kırgınlıkla, üzüntüyle o yaylaya çıkarken bile içten içe
biliyordum ki ben o adamı affedecektim. Onu affetmek istiyordum. Onsuz nefes
alamayacağımı biliyordum. Önce ona içimi kusmalıydım, sonra affetmeliydim. Aksi
olamazdı.
Oswald: Bekaret hakkında ne dersin? Sadece aşık olduğun adamla
beraber olmak mı yoksa değer vermenin bekaretten önemli olduğu mu?
Yeliz: Bu çok sınırda
bir konu. Bir kadının kendine nasıl baktığına bağlı. Ama şunu anladım ki
bekaret sadece kızlık zarı değil elbette ancak o özel anı sevdiğiniz adamla
yaşamanın kutsallığı başka. Düşünün ki birlikte olduğunuz anın sonunda
gözlerinize sevgiyle ve minnetle bakan bir adam var. Çünkü öyle somut bir
şekilde ona ispat ediyorsunuz ki sadece ona ait olduğunuzu. Ha diyeceksin ki sen
bu bakışı Memet’te görmedin mi? Elbette gördüm. Onunla her birlikte olduğum
anın sonrasında benim kocam gözlerime kalbimi yerinden koparacak bir aşkla,
sahiplenmeyle, gururla bakıyor. Yani bekaret olayı kadının bakış açısıyla
alakalı bir olay. Bir ilişkinin gidişini ve yönünü belirlemesi çok yanlış. Aşk
her şeyin üstündedir çünkü…
Oswald: Evet kadının bakış açısı önemli.
Peki, Begüm desem?
Yeliz: O benim akıl
küpüm. O kadının zekasına ve duruşuna hayranım. Kalite kokuyor hatun J
Oswald: Karadeniz desek?
Yeliz: Aşk derim J Her anlamda. Bana aşkı getiren, aşkı
yaşata, aşkıma mesken, aşkıma sözlük…
Oswald: Gelelim sevenlerinden gelen sorulara.
Aslında iki ortak soruda buluşmuş gibiler. Birincisi nefes depolayıp
depolamadığın J
Yeliz: Ahahaaaa J Hayır , depolamıyorum. Nasıl oluyor
bilmiyorum ama bir yandan o nefesi tüketirken diğer yandan doluyor. Hoş benim
kocam hala bunu anlamış değil ve bana sürekli “nefes aşkım nefes” deyip duruyor
ya neyse ;)
Oswald: İkinci soruda bu cadılıkları yapmak
için üstün bir çaba harcayıp harcamadığın.
Yeliz: Aaa kim? Ben mi
cadıyım? Ne münasebet… Kim demiş? Hayır yani cadı görmesek… Bilmeyen de
inanacak. Ben kim, cadılık kim? Duymamış olayım :D
Şekil A: Asla özel çaba
harcamıyorum, tamamen iç güdüsel ;)
Oswald: Harikasın ne diyeyim J Son sorum. Cevabını her ne kadar
bilsekte, Memet’ten duymayı en sevdiğin cümle nedir?
Yeliz: Nefes Aşkım
Nefes ;)
Oswald: Bu keyifli söyleşi ve içten cevaplar
için çok teşekkür ederiz. Umarım hayatınızda her şey şu anki gibi güzel geçer. Tekrar
görüşmek üzere. J
Yeliz: Ben teşekkür
ederim. Çok eğlenceli bir söyleşiydi ve Erkan’ın dediğinin aksine zorlayıcı,
tatmin edici soruların var ;) Senin de yolun açık ve bizimle olsun Mrs.Oswald
;)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder